Escobar Sendromu ile başladığı yaşam mücadelesini havuzda başarıya dönüştüren milli yüzücü Turgut Aslan Yaraman, tedavi için attığı kulaçları dünya rekoruna taşıdı; şimdi hedefinde Los Angeles 2028 var.

Onun hikâyesinde fiziksel zorluklardan çok mental mücadele öne çıkıyor. Yoğun antrenman temposu, sosyal hayattan fedakârlık ve tekrarın getirdiği yorgunluk. Tüm bunlara rağmen pes etmiyor. “Bazen herkes dışarıdayken ben neden bu mavi çizgiyi takip ediyorum diye sorguladım” diyor. Ancak her defasında hedeflerini hatırlayarak yoluna devam etmiş. Bu süreçte ailesinin ve kulübü Galatasaray’ın desteği ise en büyük dayanaklarından biri olmuş.

Günlük hayatı oldukça disiplinli bir rutine dayanıyor. Ankara Üniversitesi’nde eğitimini sürdürürken profesyonel sporculuğu da aynı anda yürütüyor. Günleri havuz, okul ve ev arasında geçiyor. Yoğun tempoya rağmen şikâyetçi değil; aksine bu düzenin onu hedeflerine taşıdığına inanıyor. Başarıya giden yolda yeteneğin tek başına yeterli olmadığını özellikle vurguluyor. Ona göre asıl farkı yaratan, disiplin ve sabır. “Her gün aynı şeyi, aynı ciddiyetle yapmak… Canın istemese bile devam etmek seni şampiyon yapıyor” sözleri, sporculuk anlayışını net bir şekilde ortaya koyuyor

Milli Olmak Gurur

Uluslararası yarışmalarda Türkiye’yi temsil etmek ise onun için tarif edilemez bir gurur. Havuza her girişinde arkasında bir ülkenin desteğini hissettiğini söylüyor. Bu duygu, sabahın erken saatlerinde başlayan antrenmanların en büyük motivasyon kaynağı. Kariyerindeki en anlamlı anlardan biri ise Portekiz’de kırdığı dünya rekoru olmuş. O an, sadece bir başarı değil; yılların emeğinin, sabrın ve inancın karşılığı olarak hafızasına kazınmış. Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nı “büyük bir tecrübe” olarak tanımlayan sporcu, şimdi tüm odağını 2028 Los Angeles’a çevirmiş durumda. Onun için orada kazanılacak bir madalya, sadece sportif bir başarı değil; hayatı boyunca verdiği mücadelenin en güçlü karşılığı olacak. Sporun hayatındaki yerini anlatırken engelli bireylere de özel bir mesaj gönderiyor: “Suya ya da sahaya girdiğinizde engeliniz dışarıda kalıyor.” Kendi yaşamından yola çıkarak sporun dönüştürücü gücüne dikkat çekiyor ve gençlere tek bir tavsiyede bulunuyor: başlamak. Tüm bu yoğunluk arasında aslında oldukça “normal” bir hayatı olduğunu da ekliyor. Arkadaşlarıyla vakit geçirmek, üniversiteye uyum sağlamak… Onu motive eden şeyler bazen en sade anların içinde gizli. Onun hikâyesi, bir tedavi sürecinden doğan azmin, disiplinle birleştiğinde nasıl bir başarıya dönüşebileceğinin en somut örneklerinden biri. Ve görünen o ki, bu hikâye daha yeni başlıyor.

Muhabir: Bahar Özkaya, Görsel: Turgut Aslan Yaraman

Bir Cevap Yazın

Sporino.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin