Giresun’un Espiye ilçesinde okulun karşısındaki durgun bir derede başlayan hikâye, bugün Avrupa Kupası ve Fair Play ödülüyle taçlandı. SBH Şehit Cengiz Sarıbaş MTAL’li kız rafting takımı, tüm zorluklara rağmen elde ettiği başarıyla Türk sporuna ilham veren bir öykü yazdı. Hayalle Başlamayan Bir Hikâye Takım kaptanı İlayda Dursun, raftingle tanıştığı ilk günleri anlatırken, bu sporun hayatlarında bu kadar büyük bir yer kaplayacağını asla tahmin etmediklerini söylüyor. Okula ilk geldiğinde okulun karşısındaki dereyle ilgili hiçbir hayali olmadığını belirten Dursun, her şeyin beden eğitimi öğretmeni Ata Atakul ile tanışmalarıyla değiştiğini ifade ediyor: “Okula başladığımda bu dereye sadece bakıp geçiyorduk. Rafting yapmak, hele ki Avrupa Kupası kazanmak hayal bile değildi. Ata Hocamız bizi rafting ile tanıştırdı. O zamanlar kız takımımız bile yoktu, karma takımla başladık. Zamanla bu sporu sevdik, kendimize güvendik ve ‘neden bir kız takımı olmasın?’ dedik.” Bu düşünce, sadece bir takımın değil, aynı zamanda bir inancın da temellerini attı. Durgun Dere ile kırılan Büyük Önyargılar Takımın antrenman yaptığı derenin rafting için ideal koşullara sahip olmaması, çoğu sporcu için vazgeçme sebebi olabilirdi. Ancak Giresunlu kızlar, bu zorluğu avantaja çevirmeyi başardı. İlayda Dursun, bu süreci şöyle anlatıyor: “Deremiz durgun, akıntısı zayıf. Bu bizim için gerçekten büyük bir dezavantajdı. Ama insanın içinde istek varsa, her şeyin üstesinden gelebiliyor. Zorluklar bizi yıldırmadı, aksine daha da güçlendirdi.” Sporcular, sınırlı koşullarda yaptıkları antrenmanlarla dayanıklılıklarını artırdı, teknik becerilerini geliştirdi ve birlikte hareket etmenin önemini öğrendi. Rafting, fiziksel güç gerektiren bir branş olarak genellikle erkek sporcularla özdeşleştiriliyor. Ancak bu algı, Giresunlu kızların başarısıyla bir kez daha sorgulandı. İlayda Dursun, bir kadın olarak bu sporda başarılı olmanın kendisi için ne ifade ettiğini şu sözlerle anlattı: “Bu sporun erkeklere daha uygun olduğu düşünülüyor. Ama biz kızlar olarak bunun doğru olmadığını gösterdik. Bu başarı, sadece bizim değil, bizi izleyen tüm kızların başarısı.” Takımın elde ettiği başarı, okuldaki ve çevredeki kız öğrenciler için de önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Daha önce rafting yapmaya çekinen birçok öğrenci, bu başarıdan sonra spora ilgi duymaya başladı. Takım sporcularından Sena Akşen, milli takım formasıyla ilk kez uluslararası bir organizasyona çıkıp Avrupa Kupası kazanmanın tarifsiz bir gurur olduğunu söylüyor: “Ay-yıldızlı formayı giymek en büyük hayallerimizden biriydi. Bunun için çok çalıştık, çok mücadele ettik. Avrupa Kupası’nı kazanmak ve İstiklal Marşı’nı dinlemek bizim için unutulmaz bir andı.” Sena, bu süreçte antrenörleri Ata Atakul’un hem sporcu hem de insan olarak üzerlerinde büyük emeği olduğunu vurguluyor Takımın bir diğer sporcusu Filiz Gök ise rafting serüvenine başlarken ailesinin endişeleriyle karşılaştığını anlatıyor. Su sporlarının tehlikeli olduğu düşüncesi, birçok ailede olduğu gibi onun ailesinde de kaygı yaratmış: “Ailem başta rafting olduğu için izin vermek istemedi. Ata Hocamız ailemle konuştu, rafting hakkında bilgi verdi. Sonrasında bana güvendiler.” Filiz, hem okul hayatını hem de spor kariyerini birlikte yürütmenin zor olmadığını, aksine disiplin kazandırdığını ifade ediyor. “Biz Yaptıysak, Onlar da Yapabilir” Sporcuların ortak düşüncesi, bu başarının rafting yapmak isteyen kız çocukları için güçlü bir mesaj olduğu yönünde. Filiz Gök bu mesajı şu sözlerle dile getiriyor: “Rafting hiç korkulacak bir spor değil. Biz kız takımı olarak başardıysak, bizden sonra gelenler de başarabilir. Yeter ki kendilerine inansınlar.” Ata Atakul: “Önce İnsan, Sonra Sporcu Yetiştirdik” Bu başarının arkasındaki en önemli isimlerden biri olan beden eğitimi öğretmeni Ata Atakul, sürecin başında hedeflerinin kupa kazanmak olmadığını özellikle vurguluyor: “Biz bu yola çıkarken amacımız çocukları spora kazandırmaktı. Okula aidiyetlerini artırmak, sosyalleşmelerini sağlamak istedik. Kupalar, madalyalar sonradan geldi.” Atakul, okulun karşısındaki derenin bir imkâna dönüştürülmesi fikrinin, doğru destekle nelerin başarılabileceğini gösterdiğini söylüyor. Avrupa Kupası’nın yanı sıra Fair Play ödülüne layık görülmeleri, takım için ayrı bir anlam taşıyor. Ata Atakul, sporcularına her zaman kazanmanın her şey olmadığını anlattığını belirterek, spor ahlakına verdikleri önemi şu sözlerle aktarıyor: “Bizim için önemli olan sadece kazanmak değil, doğru olanı yapmak. Öğrencilerime her zaman karakterli sporcu olmayı öğrettim.” Giresun’dan Avrupa’ya Uzanan Bir Başarı Mesajı Bu başarı, sadece bir okulun ya da bir takımın değil, aynı zamanda Giresun’un ve Türk sporunun başarısı olarak görülüyor. Ata Atakul’a göre bu hikâye çok net bir mesaj veriyor:“Gerekli imkân ve destek sağlandığında, Türkiye’nin her yerinden Avrupa çapında başarı çıkabilir.” Durgun bir derede başlayan bu yolculuk, bugün Avrupa Kupası zaferi, milli formalar ve Fair Play ödülüyle taçlandı. Giresunlu genç kızlar, kazandıkları kupaların yanı sıra cesaretleri, azimleri ve inançlarıyla da pek çok gence ilham vermeye devam ediyor. Muhabir: Bahar Özkaya, Görsel: Espiye Takımı Bunu paylaş: X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook Bunu beğen:Beğen Yükleniyor... İlgili Yazı gezinmesi Suyun İçinde Doğan Özgürlük: “Yürümek İçin Başladım, Kazanmak İçin Devam Ediyorum” Karadeniz’in İlk ve Tek Su Topu Takımını Kurduk”Vahap Hoca’nın Azimle Yazdığı Başarı Hikâyesi